Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance tarafından hazırlanan ‘Türkiye’nin En Değerli Markaları’ 2019 sonuçları belli oldu.

Bu yıl açıklanan ‘Türkiye’nin En Değerli Markaları’ sonuçlarında dikkat çeken en büyük husus Türk markalarının yaşadığı büyük değer kaybı oldu. Brand Finance tarafından Türkiye’nin en değerli ilk 100 markasının toplam marka değeri toplamı 19.7 Milyar dolar olarak açıklandı. Bu sonuç bir önceki yıla göre yüzde 28’lik bir değer kaybı anlamına geliyor. Diğer bir deyişle Türk markaları marka değeri açısından son 12 yılın en düşük seviyesine geriledi. 2019 yılında 100 markadan sadece altı tanesi marka değerini bir önceki yıla göre arttırabildi.

Üstüne üstlük Dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programının (Turquality) 2004 yılından bu yana Türkiye’de uygulanmakta. Bugün ortaya çıkan bu tablo gösteriyor ki bu markalaşma programı da amacına ve hedefine tam olarak hizmet etmiyor.

Böylesine büyük bir gerilemenin ortaya çıkması üzerine acaba farklı ülkelerde durum nasıl diye merak ettim ve küçük bir analiz gerçekleştirdim. 2019 yılında verileri açıklanan bazı ülkelerin ‘En Değerli İlk 10 Markası’ ile Türkiye’nin ‘En Değerli İlk 10 Markası’nın marka değerleri üzerine bir karşılaştırma yaptım. Aşağıdaki tabloda da görüleceği üzere Fransa, Kanada, İspanya, Endonezya, İtalya, İrlanda ve Avustralya ülkelerinin en değerliilk on markalarının marka değerleri toplamı, Türkiye’nin en değerli ilk 10 markasının marka değeri toplamından büyük. İşin daha ilginç yanı ise bu 10 ülkenin dokuz tanesinin ilk 10 markasının marka değeri toplamı, Türkiye’nin 100 en değerli markasının marka değeri toplamından daha büyük olması.

2019 yılında 1.7 Milyar dolarlık değeri ile Türkiye’nin En Değerli Markası olan Türk Hava Yolları, ‘En Değerli Havayolu’ markaları içerisinde 22’nci sırada yer alıyor. Övündüğümüz, gurur duyduğumuz, ülkemizin en değerli markası olan Türk Hava Yolları dahi kendi klasmanı içerisinde Dünya’da ilk 10’da değil.

Türkiye’deki en değerli 100 markanın sektörel dağılımına baktığımızda ilk sırayı yüzde 36,7 (7.2 Milyar Dolar) ile Bankacılık sekötür alıyor. Bu liste sırasıyla Telekomünikasyon yüzde 12,1 (2.3 Milyar Dolar), Havayolu yüzde 9.8 (1.9 Milyar Dolar), Dayanıklı Tüketim yüzde 7.8 (1.5 Milyar Dolar), Gıda yüzde 5.1 (1 Milyar Dolar), Otomotiv yüzde 5.1 (1 Milyar Dolar ve diğer yüzde 23.4 (4.6 Milyar Dolar) olarak devam ediyor.

Bugün Türkiye gibi bir ülkenin ilk 100 markasını tek bir marka olarak düşünürseniz, bu marka Amerika’nın ‘En Değerli Markalar’ listesine ancak 42’nci sıradan girebilecekti.

En değerli markalar listesindeki şirketin yüzde 28’i sanayi sektöründe yer alırken yüzde 72’si ise hizmet sektöründe faaliyet göstermekte. Bu yıl listeye Şok, NEF, MLP Sağlık, Yataş, Avivasa ve Desa olarak yedi yeni marka dahil oldu.

Ülkemizin yaşadığı kur dalgalanmaları markaları olumsuz anlamda hangi düzeyde etkilediğinin en radikal sonuçlarından bir tanesi marka değerlerinde yaşanan kayıplarla rahatlıkla görülebilir. Bu noktada ise markaların sadece Türkiye ile sınırlı kalmamaları, küresel bir oyuncu olabilmek için atılım yapmalarının ne denli önemli olduğu gerçeği de ortaya çıkmakta.

Markalaşma oldukça zor, zahmetli, emek isteyen ve disiplinli ilerlemesi gereken bir süreç. Bu sonuçlar gösteriyor ki markalaşmak ile kendimizi marka sanmak arasında oldukça büyük fark var. Dersimize çok daha iyi ve sıkı çalışmamız gerekiyor.

————————————————————————

*Bu yazıda kullanılan tüm değerler Brand Finance’den alınmıştır. Tüm analizler izin almadan kopyalanamaz.

**Header Görsel Kaynak:
https://www.goodfon.com/wallpaper/beautiful-view-bosphorus.html