prosumerTüketen Üretici yani Prosumer sözcüğü, 1980’lerde Alvin Toffler’in “Üçüncü Dalga” isimli kitabında ortaya atıldı. Prosumer, tüketici (Consumer) ve üretici (Producer) kelimelerinden türetilen bir kavram olarak pazarlama dünyasında yer almaya başladı. Bugün ise “pro” kelimesinin kısaltması olarak profesyonel (Professional) veya proaktif (Pro-Active) kelimeleri de kullanılıyor. Kelimeler farklılaşsa da kavramın verdiği mesaj aynı noktaya çıktığı için anlamda farklılık yaratmıyor.

Prosumer-reports.com’un tanımına göre ise Prosumer; “yeni teknolojilerin gücüyle, bilgiye erişimi kolay olan, bilgi sahibi ve talepkar, genç ve çekici bir grup olarak söz ediliyor. Bu grup, yeni aldığı, en iyi koşulları aradığı ve diğer gruplara örnek oluşturduğu için trendleri belirliyor. Bu tanımı iyi okumak ve anlamak gerek. Her geçen gün ihtiyaçlar farklılaşıyor. Farklılaşan bu ihtiyaçlar gelişen teknolojinin hayatımızda daha fazla yer almasıyla son şeklini kazanmaya başlıyor. Bu dönemde artık beklemeye alınmış dünya yerine sabırsız bir dünya ortaya bizi karşılıyor. Tüketiciler bilinçleniyor. Bu bilinçlenmeyle birlikte bilgiyi tüketiciler artık üretmeye başlıyor. Üretilen bu bilgi diğer tüketicileri yönlendiriyor. Yani Edward N. Lorenz’in “Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir” olarak tanımladığı “Kelebek Etkisi” bugün gerçek oluyor. Dünyanın diğer köşesinde bugünün prosumer’ları tarafından ortaya çıkarılan bir etki dünyanın diğer köşesinde büyük bir tepkiye dönüşebiliyor.

kelebek-etkisi

Durum böyle olunca da daha önce hiç alışık olmadığımız davranış modelleri markalar tarafından sergilenmeye başlıyor. Bu süreçte en önemli faktörü ise pazarlamacılar belirliyor. Pazarlamacıların daha öncede kalmak yerine prosumer’ların davranış modellerini ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışması ve bu büyük değişimi kabul edip bu sürecin doğasına yamalarla müdahale etmek yerine sürece uygun sistemleri yeniden kurgulamaları gerekiyor. Çünkü yamalarla sürece uygunluk prosumer’larhem tüketen hem de üretenlerin doğasına aykırı. Bu şekilde bir yöntem onlara daha çok malzeme vermek demektir ki her gün daha da bilinçlenen bir topluluğa bunu yapmak markanın hiç istemediği sonuçları ortaya çıkarabilir.

Tarım ve endüstri devriminden sonra yakın zamanda yaşanan bilişim devrimi yepyeni bir jenerasyon ortaya çıkardı. Bu jenerasyon özellikle davranış modellerini belirleyici bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Aslında “Tereciye tere satmak” kavramı tam buradan anlam kazanıyor. Markalar bu kitlenin yani prosumer’ların karşısında tere satmaya kalkmamaları gerekiyor. Bilgiyi üreten ve tüketen toplulukların rolü değişimi tetikliyor. Bu değişim ise kendini en çok medya kanalında hissettiriyor. Sosyal medya ise kendine buradan en büyük payı alıyor.

İşte bugün bu gruba ulaşabilmek ve konuşabilmek, pazarlamacılar ve reklamcılar için çok önemli. Günümüzü değerlendirdiğimizde bu tanım bugünün insan profilini iyi tanımlıyor. Bu tanımlamada en önemli cümlelerden bir tanesi sanırım trendleri belirlemek. Önceden trendleri ve eğilimleri şirketler ve markalar belirlerken bugün ise trendler artık prosumer’lar tarafından belirleniyor. Şirketler ve markalarda bu döngüde en doğru şekilde yer alabilmek için var gücüyle çabalıyor.

bilisim-devrimiProsumer’ları anlamak için ise öncelikle toplum bilimini (sosyoloji) incelemek gerekiyor. Tanım evrensel olsa da dinamikler toplumlara göre büyük farklılıklar gösterebiliyor. Dolayısıyla genel bir tanım konuyu anlamak için geçerli olsa da Prosumer’ları anlamak için öncelikle bilişim devrimini ve bu devrimin insan ilişkilerinde ortaya çıkardığı değişimi anlamak sonrasında ise bunu toplumlara göre değerlendirmek gerekiyor.