Çiçek Sepeti, gerek iş modeli gerekse hizmet kalitesi anlamında kendisinden ‘ayrıcalıklı’ olarak bahsettirebilen bir şirket. Benimsediği iş modeliyle dünyadaki örneklerinden de ayrışan farklı bir yapıya sahip. Amerika’da 1-800-Flowers, Almanya’da Blume 2000 gibi şirketler sipariş edilen çiçekleri bir kargo kutusu içerisinde ve bir lojistik firması aracılığıyla müşterilerine gönderirlerken, Çiçek Sepeti Türkiye’deki lokal çiçekçilere web ve mobil sistemler sağlayarak onlarla entegre olarak çalışıyor.* Bu bile başlı başına bir hizmet inovasyonu aslında.

Ben de Çiçek Sepeti’ni etkin kullanan müşterilerden bir tanesiyim. Şirketin müşterisi olduğum günden bu yana, şirket ile ilgili en ufak bir sorun dahi yaşamadım. Hatta üstüne üstlük gösterilen üstün müşteri hizmetleri sayesinde aldığım her hizmetten de memnun kaldım. Bir atasözümüz şöyle der; “Yiğidi öldür, hakkını yeme”. Yazının ana konusuna geçmeden Çiçek Sepeti’nin hak ettiği değeri vurgulamak istedim. Gerçekten örnek bir modele sahipler.

Şimdi gelelim yazının ana konusuna;

Çiçek Sepeti geçtiğimiz günlerde bir reklam filmi yayınladı. Reklam, sevgilisi doğum gününü unuttuğu için intihar etmeye kalkan bir kadının hikayesini anlatıyor. ‘Çiçek Sepeti Hayatınızı Kurtarır’ mottosuyla yayınlanan reklam öylesine garip diyaloglar, ilginç oyunculuklar, absürt mesajlar veriyorki, sanki tüm bu yanlışlıkları bir reklamda toplamaya çalışsanız ancak bu kadarını yapabilirsiniz türünden.

O zaman incelemeye başlayalım;

Reklamın Ana Konusu, “İntihar”: Çiçek Sepeti gibi, herkeste olumlu izlenim bırakan bir markanın reklam teması intihar mı olmalıydı? İntihar konusu reklama malzeme yapılabilecek bir konu mudur? Çiçek Sepeti’nin elinde onca güzel malzeme varken neden bu konu?

Toplum Dinamiği: İyi bir reklamcı toplum dinamiklerini unutarak reklam filmi çekmemelidir. Bu reklamda kadın, sevgilisi çiçek almadığı için hayatına son verebilecek kadar garip bir duruma düşürülüyor. ‘Hayır, reklamın amacı o değil’ denilebilir fakat kağıtta verilen mesaja değil izleyiciye verilen mesaja bakmak gerekir. ‘Kadın’ın düştüğü durum ve topluma verdiği mesaj ile yaratılabilecek olumsuz algı, mutlaka hesaba katılmalıdır.

Senaryo: Reklam filminin hikayesi aslında çoğu zaman esprilere konu olan türden. Yani genel olarak kadınlar özel günlere karşı daha çok hassasken, erkekler daha az hassas olabiliyor. Erkekler bir çok özel günü tamamen unutabiliyor ya da son dakika hatırlayabiliyor. Birçok marka özel günlerde bunu esprili bir yaklaşımla ele alıyor. Fakat burada önemli olan nokta, hikayeyi nasıl anlattığınız. Çiçek Sepeti’nin reklam filminde senaryo öylesine garip bir şekilde yazılmış ki anlayabilmek oldukça güç. Hadi o zaman reklam filmi senaryosuna bir bakalım, neler olmuş, neler bitmiş.

Diyaloglar

0:30’da kadın şöyle diyor “Cengiz hayvanı bugün de hatırlamadı”. Nasıl olur da bir reklam filminde sadece doğum gününü unuttuğu için bu denli seviyesi düşük bir argo kelime kullanılabilir? Bir canlı grubunun adı olan ‘Hayvan’ kelimesini argo olarak kullanmak için kimden izin alınmıştır?

0:53’de aşağıdaki topluluk kıza atlaması için bağırıyor: ”Atla, atla, atla” şeklinde. Çoğu zaman insanlar intihar edeni vazgeçirmek için uğraşırken buradaki kitle sanki doğru bir şey yapılıyormuşçasına intihara teşvik ediyor.

0:58’de iki teyze arasındaki diyalog şöyle: ”Bunların hepsi aynı. Biz atlamadık da n’oldu sanki?“ Haydaaaa, dur teyzecim sakin ol. Nasıl herkesi genelleyebilirsin ki? Tamam reklamlarda bu tarz genellemeler çoğu zaman yapılır ama bunun dili, üslubu, senaryosu insanlara rahatsızlık vermez. Burada ise kızgın yağ dökermiş gibi bir anlatım söz konusu.

0:56’da bir amca şöyle diyor: ”O hergeleye de ders olsun bu”. Yani kadın sevgilisine ders vermek için intihar edecek. Ne kadar doğru bir yaklaşım.

1:56’daki sahne şöyle: Aşağıdaki grup atlaması için çılgın taraftarlar gibi kadına ‘oooo’ nidaları çekiyor. İntihar etmeye kalkan birisine sergilenen bir durumdan bahsediyoruz.

1:28’de sevgili şöyle diyor: ‘Bir delilik yapma aşkım gel aşağı’. Kadın da sevgilisinin çağrısına dayanamayıp atlayarak onun yanına gitmeye kalkıyor. Bu olaylar 1970’lerin Türk filmlerinde kaldı. Bu denli absürd sahnelerle ne amaçlanmış anlamak mümkün değil.

Oyunculuk: Reklam filmindeki oyunculuğa gelelim. Özellikle aşağıda bulunan ve teşvik eden grup kimlerden seçildi bilmiyorum ama amatörlüğün dumanı halen üzerlerinde. Yani olayın bir reklam olduğu çok net bir şekilde hissediliyor. Yaşanan diyaloglar oyunculara oturmamış. Sadece birkaç sahnede iyi oyunculuk durumu var. Onun dışında genel olarak başarısız oyunculuklar karşımıza çıkıyor.

İşinin merkezinde internet olan şirketlerin çektikleri reklamlar oldukça başarılıdır. Örneğin; N11, hepsiburada, arabam.com, sigortam.net gibi şirketlerin reklamları kendisinden söz ettirmeyi çoğu zaman başarmıştır. Bunun en temel nedenini bu şirketlerin yapılarına ve vizyonlarına bağlasak çok yanlış yapmış olmayız kanısındayım. İşin aslı Çiçek Sepeti’nin de oldukça güzel reklamları vardı. Fakat yapılan son reklam diğer reklamların hepsinden çok daha fazla konuşuldu.

Acaba viral mantığı ile mi oluşturuldu bilemiyorum ama mantık ne olursa olsun iyi bir reklam ortaya çıkmamış. Neresinden tutarsan tut elinde kalıyor.

Bakalım Çiçek Sepeti internette gösterilen tepkiler karşısında nasıl bir tutum sergileyecek. Açıkçası kendilerinden olaya karşı sessiz kalan bir yaklaşım beklemiyorum. Mutlaka bir açıklama olacaktır ümidi içerisindeyim.

Ekşi Sözlük’te konuyla ilgili açılan başlıkta şu şekilde > https://eksisozluk.com/intiharli-cicek-sepeti-reklami–5232912

*https://tr.wikipedia.org/wiki/Ciceksepeti.com