Dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olan Singapur’a hoş geldiniz. Burası son yıllarda yaptığım geziler içerisinde şehirleşme kültürü olarak en beğendiğim yerlerin başına yerleşti. Singapur hem bir ülke hem de bir şehir olan nadir yerlerden biri. Resmi adı Singapur Cumhuriyeti ama bu yer şehir-devlet statüsüne sahip. Yani, bir ülke gibi bağımsız ama aynı zamanda tek bir şehirden oluşmakta. Tek bir şehir olduğu için başkenti de yok. Çok kültürlü bir yapıda olmasına karşın Çin, Malay ve Hint nüfusunun baskınlığı ise oldukça fazla.
Singapur, 2050’nin simülasyonunu yaşayabileceğiniz bir şehir. Biyofilik yaşamı dünyada en iyi uygulayan şehirlerden bir tanesi. O yüzden gezdiğiniz çoğu yerdeki binalara dikkat ederseniz hepsi doğa ile iç içe geçmiş gibi. Bir anlamda çoğu bina sanki doğayla sarmaş dolaş. Şehirdeki binaların birçoğu akıllı ve yüksek teknoloji ürünü.
Şehir çok düzenli, temiz ve kurallı ama bu düzen elbette bazı sıkı kurallara bağlanmış. Çöp atmak, tükürmek, duvarlara yazı yazmak gibi davranışlara karşı ağır para cezaları var. Dünyanın en iyi havalimanı olarak kabul edilen Changi Havalimanı’da Singapur’da. İçinde şelale, kelebek bahçesi, sinema ve alışveriş merkezleri falan bulunuyor. Daha önce böyle bir havalimanı görmemiş olabilirsiniz.
Singapur haritada küçük, ama deneyim olarak devasa bir ülke. Burası klasik bir Asya ülkesi kalıbına pek uymuyor. Karmaşa, gürültü, düzensizlik burada yok. Resmen Asya’nın ortasında başka bir dünya. Çok kültürlü yapısıyla dikkat çekiyor. Özellikle Çin, Malay ve Hint kökenli nüfusu burada baskın.
Singapur 1965’te Malezya’dan ayrıldığında kaynakları çok azmış. Lee Kuan Yew liderliğinde, planlı kentleşme, eğitim ve sıkı kurallar sayesinde dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline gelmiş. Bir anlamda bir bataklıktan dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline gelmiş. Burada aynı sokakta cami, Budist tapınağı ve Hindu tapınağı görmek burada oldukça sıradan. Singapur yalnız seyahat edenler ve kadın gezginler için de çok rahat bir şehir.
Singapur’a Gelirken Birkaç Küçük Öneri
Singapur nemli ve sıcak bir iklime sahip. Özellikle biraz hassas bir cildiniz varsa yanınızda güneş krem olması iyi olabilir. Genellikle açık havada gezeceğiniz için güneşin zarar verebilme etkisi olabilir. Bir diğer önerim ise mutlaka ikinci bir t-shirt yanınızda olsun. Nem çok fazla. Metroya, otobüse bindiğinizde ciddi bir klima soğuğu, dışarı çıktığınızda ise nemli bir hava. Dolayısıyla fazlaca terleme olabiliyor. Bir süre sonra ikinci t-shirt’e ihtiyaç duyulabilir. Burası tropikal iklime sahip olduğu için yağmur yağmaya başladığında bir süre durmuyor ve baya şiddetli yağıyor. Hava durumunu her gün kontrol edin derim. Eğer yağmur riski azıcık dahi varsa yanınızda şemsiye olması iyi olabilir. Son önerim ise ayakkabı ile ilgili. Singapur ağırlıklı yürüyerek gezilebilecek bir lokasyon. Rahat bir spor ayakkabı büyük yardımcı olur 😊
Hawker Kültürü
Singapur’da en çok karşılaşacağınız şeylerden bir tanesi Hawker Kültürü olacak. Aslında Hawker’lar birer açık hava yemek merkezleri etrafında şekillenen yerler. Şehirde gezerken yemek yemek istediğinizde haritaya Hawker yazmanız aslında yeterli olur 😊 Singapur’da geleneksel olarak sokaklarda veya seyyar arabalarla yemek satarmış fakat hükümet 1970’lerden itibaren hijyen ve düzen sağlamak için bu satıcıları büyük, açık hava yemek merkezlerinde toplama kararı almış ve buralara Hawker denilmiş. Hawker kültürünün UNESCO tarafından koruma altına alınan bir kültür olduğunu da belirteyim.
Singapur Turist Kartı (Ulaşım İçin)
Singapur gezisinde toplu ulaşımı çok fazla kullanma durumunuz olacak. Özellikle nemli ve sıcak hava bir süre sonra gerçekten yorduğu için kısa mesafelerde dahi toplu taşıma kullanımı iyi olabiliyor. Ben havalimanına indiğimde 3 gün geçerli turist kart almıştım ve bunun için 29 Dolar ödemiştim. Bu kart Singapur’un temel otobüs servislerinde, MRT ve LRT trenlerinde sınırsız seyahat imkanı sağlıyor. Kesinlikle tavsiye ederim! Havalimanında metroya binmek için gittiğiniz alabileceğiniz yerler mevcut.
Singapur’da Nerede Kalınır?
Ben burada konaklamalarımı kapsül otellerde yaptım çünkü Singapur’da konaklamalar biraz pahalı ve otellere o kadar para vermek yerine onu şehirdeki farklı şeyler için harcamayı tercih ettim. Burada KINN kapsül oteli gerçekten keyifliydi ve güzeldi fakat ikinci kaldığım Galaxy Pods Capsule ise o kadar iyi değildi. Kapsül otelde kalmasanız dahi Merlion heykeline 5-10 dakika yürüme mesafesinde bir yer alırsanız özellikle sabah ve geceleri çok kolay ve keyif alacağınız yerlere yürüyerek gidebilirsiniz.
Singapur’da Bazı Yasaklar
Singapur’da birçok şey yasak ve ciddi para cezaları var. Bu yasaklar sosyal düzenin önemli bir parçası haline gelmiş ve gerçekten de çok iyi işliyor. Singapur’daki bazı yasaklar şöyle;
- Sigara içmek sadece belirlenmiş alanlar var. Bunların dışında içerseniz 150 dolarlık ceza var. Burada 1992 yılından beri sakız çiğnemek yasak.
- Sakız çiğnediğiniz veya sokakta yere attığınız tespit edilirse 750$ ceza ödeyebilirsiniz.
- Metroda durian taşırsanız veya yerseniz yaklaşık 370$ para cezası alabilirsiniz.
- Metro (MRT), otobüsler ve trenlerde yiyecek, içecek tüketmek yasak ve cezası 370 dolar.
- VPN ile yasaklı sitelere girmenin cezası 7.500 dolar.
- Elektrikli scooter’ları kaldırımlarda sürmek yasaktır, sadece belirlenen alanlarda kullanabilirsiniz. Aksi durumda 1.500 dolar ceza ödeyebilirsiniz.
- Kamuya açık tuvaletleri kullanırken sifonu çekmek zorunlu. Eğer tuvaleti temiz bırakmaz ve sifonu çekmezseniz 110 dolar ceza alabilirsiniz.
Hazırsanız Singapur’u gezmek için size 2 veya 3 günlük olacak şekilde iki öneriyi hazırladım. Bölge bazlı olarak bu önerilere isterseniz bir bakalım.
SİNGAPUR GEZİSİ – BÖLGE 1
Singapur aslında doğru bir planlama ile gezmesi keyifli bir şehir. Burada yaklaşık 5 gün geçirdim fakat Singapur’u gezmek için 2-3 gün çok rahatlıkla yeterli olur. Bundan dolayı planlamayı 2-3 günlük bir gezi için yapmaya çalıştım. Aşağıdaki bölge bazlı planlamaları sabah 09:30’da başlayacakmış şeklinde sırası ile düşünebilirsiniz.
Singapur Botanik Bahçeleri
Singapur’un en güzel taraflarından bir tanesi doğanın birçok farklı formasyonu ile yaşamın her noktasında denk gelebilmeniz. Bunlardan bir tanesi de tartışmasız Singapur Botanik Bahçesi. Bu bahçe 1859 yılında kurulmuş ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Güneydoğu Asya’daki en eski tropikal bahçelerden bir tanesi olarak geçiyor. Açıkçası alan çok büyük ve hepsini gezmek için en az 5-6 saatlik bir zaman gerekiyor. 60 hektarlık bir alandan bahsediyoruz. Singapur’daki ilk günüme Botanik Bahçesi ile başladım ve belirli bölümlerini toplamda 3 saat gibi bir zamanda gezdim. Bu arada içeride kahve içebileceğiniz alanlarda var ama önerim yanınızda kahveniz ile gelmeniz. Gerçekten kahvenizi içerek dinlenebileceğiniz harika yerler var. Giriş ise ücretsiz.
National Orchid Garden – Dünyanın En Büyük Orkide Bahçesi
Singapur’un yemyeşil kalbi olan Botanik Bahçesi’nin içinde gizlenmiş bir mücevher gibi duran National Orchid Garden, gerçekten de başka bir dünya. 995 yılında açılan bu özel alan, dünyanın en büyük tropikal orkide koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Şaka değil, burada 60.000’in üzerinde orkide bitkisi ve 1.000’in üzerinde saf orkide türü bulunuyor! Giriş ücreti 15 Singapur doları. İlk başta “bir bahçeye bu kadar para verilir mi?” diyebilirsiniz ama içeri girince keyifli bir atmosfer sizi karşılıyor. Çünkü burası sadece bir çiçek bahçesi değil, aynı zamanda bir tasarım harikası. Renkler, kokular ve doğanın zarafeti bir araya gelip bir tablo gibi karşına çıkıyor. içeride Nelson Mandela, Prens William, Prenses Diana gibi dünyaca ünlü isimler için özel olarak geliştirilen orkide türleri de var. Bahçede gezinmek için yaklaşık 1 saat yeterli oluyor ama fotoğraf çekmeyi seviyorsanız bu süre biraz daha uzayabilir.
Orchard Road
Singapur’daki ilk günümde sabah saatlerini doğayla iç içe geçirince öğle sıcağı kendini iyice hissettirmeye başladı. Tropikal iklimin gerçek yüzü diyelim 😅 Orchard Road, Singapur’un belki de en meşhur caddesi. Yaklaşık 2.2 kilometrelik bu cadde sadece bir yaşam biçimi haline gelmiş. Onlarca AVM, lüks markalardan yerel tasarımcılara, kafe zincirlerinden konsept restoranlara kadar ne ararsan burada. Bu bölge Singapur’un modern yüzünü görmek için de iyi bir örnek. Sıcaktan kaçmak için de ideal çünkü AVM’lerin içi buz gibi, klimalar efsane çalışıyor. Burada ortalama 1-2 saat geçirebilirsiniz ama alışveriş tutkunuz varsa saatler uzayabilir. Eğer yılın Haziran ya da Aralık aylarında buradaysanız, “Great Singapore Sale” dönemine denk gelmiş olabilirsiniz. O zaman indirimler tam anlamıyla efsane oluyor.
Buraya kadar gelmişken bu cadde üzerinde yer alan Ice Cream Uncle’dan Singapur’un meşhur lezzetlerinden bir tanesi olan ekmek arası dondurmayı da yemeği tavsiye ederim.
Flower Dome – Dünyanın En Büyük Cam Serası
Flower Dome, Orchard’dan otobüsle yaklaşık 15-20 dakika sürüyor. Bu yolculuk sonunda Singapur’un en ikonik alanlarından biri olan Gardens by the Bay’e varıyorsunuz. Flower Dome, Guinness Rekorlar Kitabı’na göre dünyanın en büyük cam serası. Tam 1.2 hektarlık alana yayılmış bu devasa yapı, yalnızca büyüklüğüyle değil içeriğiyle de nefes kesici. İçerideki sıcaklık ise yılın her günü 23-25°C arasında sabit tutuluyor. Dışarısı ne kadar sıcak ya da nemli olursa olsun, seranın içi adeta bahar gibi. Bu alanı 70-80 dakika içerisinde gezmek mümkün. Flower Dome ve hemen yanındaki Cloud Forest, her gün sabah 09:00 – akşam 20:00 saatleri arasında açık. Bu iki bölgeye giriş için ortak bilet alınıyor ve ücret 32 Singapur Doları. Bilet alırken Cloud Forest’ı da kesinlikle pas geçmeyin derim.
Cloud Forest – Dünyanın En Yüksek Kapalı Şelalesi
Flower Dome’dan sadece birkaç adım ötede yer alan Cloud Forest, dünyanın en yüksek kapalı şelalesine ev sahipliği yapıyor. Tam 35 metre yüksekliğinde, seranın ortasında gürül gürül akan bu şelale, yapay sislerle birlikte bir bulut ormanı atmosferi yaratıyor. Cloud Forest, sadece bir bitki sergisi değil, aynı zamanda doğa ve iklim bilinciyle donatılmış bir deneyim alanı. İçeride devasa bir yapay dağ inşa edilmiş ve bu dağın etrafı orkideler, etçil bitkiler, eğrelti otları ve yosunlarla sarılmış. “Lost World”, “Cloud Walk” gibi tematik yollar boyunca ilerlerken adeta bir doğa belgeselinin içine girmiş gibi oluyorsun. Burayı gezmek için ortalama 45 dakika yeterli oluyor ama bence acele etmeye hiç gerek yok. Her kat ayrı bir deneyim sunuyor, hele o serin hava ve sis efekti öyle gerçekçi ki dışarı çıktığınızda kendinizi tropik nemin içine düşmüş gibi hissediyorsunuz.
Supertree Groove
Singapur hakkında internette gördüğünüz o etkileyici, “burası gerçekten gerçek mi?” dedirten fotoğrafların birçoğu işte tam da burada çekilmiş: Supertree Grove. Burası, Gardens by the Bay kompleksinin tam kalbinde yer alıyor ve başka bir gezegenin yüzeyi gibi bir yer. Burada yer alan ağaçlar 25 ile 50 metre arasında değişen yüksekliklere sahip. Bu ağaçların her biri dikey bir bahçe. Üzerlerinde 700’den fazla türde, toplamda 190.000’i aşkın bitki var.
Bu yapılar aynı zamanda Singapur’un sürdürülebilir şehir vizyonunun en somut örneklerinden biri. Güneş enerjisi topluyorlar, yağmur suyunu depoluyorlar ve çevredeki seraların havalandırmasına bile katkı sağlıyorlar. Yani doğa ve mühendislik burada el ele vermiş durumda. Eğer zamanlamayı ayarlayabiliyorsan, kesinlikle gün batımı saatlerinde orada olmanızı öneririm. Supertree Observatory’ye çıkarak OCBC Skyway’de güzel manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Daha sonra da akşam hava kararmaya başladığında ışık ve ses gösterisini izleyebilirsiniz. Gösteri genellikle saat 19:45 ve 20:45’te başlıyor. Ağaçlar ritmik bir şekilde renkten renge bürünüyor ve fonda çalan müzikle birlikte görsel bir şölen ortaya çıkıyor. Supertree Observatory, her gün 09:00 – 21:00 saatleri arasında açık ve giriş için ayrı bir bilet almanız gerekiyor. Ücreti ise 14 Singapur Doları. Burada yürürken kendini 2050 yılında bir ekolojik şehirde geziniyormuş gibi hissediyorsunuz. Tadını çıkarın derim!
Marina bay Sands – Singapur’un İkonik Yapısı
Marina Bay Sands, Singapur’un en ünlü ve en lüks yapısı. Üç devasa gökdelenin üzerine yerleştirilmiş gemi şeklindeki çatısıyla dünyanın en dikkat çekici yapılarından biri. 5.7 milyar dolarlık maliyetiyle, Marina Bay Sands şu anda dünyanın en pahalı bağımsız otel yapısı olma unvanına sahip. İçerisinde yüzlerce mağaza, restoran, casino, dev bir kongre merkezi ve tabii ki en ikonik parçası olan SkyPark var. SkyPark, üç kulenin tepesinde yer alan ve gökyüzünde bir gemi gibi duran çatı alanı. Burada dünyanın en yüksek sonsuzluk havuzu bulunuyor. Bu havuz sadece otel misafirlerine açık ama o manzaraya karşı bir şeyler içmek istersen, çatıda bulunan kokteyl barına (Ce La Vi veya Spago gibi mekanlar) rezervasyon yapabilirsiniz. Otelin hemen ön tarafındaki alanda Pazar – Perşembe: 20:00 ve 21:00, Cuma – Cumartesi: 20:00, 21:00 ve 22:00 saatlerinde gökyüzü ve suyun dansını izleyebileceğiniz ışık ve su gösterileri düzenleniyor. Önerim karşısındaki yani Merlion Parkı’nın oradaki kafelerde bir şeyler içerek buradaki manzarayı izlemeniz. Sabah kahvenizi bu manzaraya karşı içebileceğiniz mekanlar da var onu da söyleyeyim.
Merlion Parkı – Singapur’un İkonik Sembolü
Gece Marina bay Sands’ı izlerken bunu yapabileceğiniz en güzel meydan yer Merlion Parkı. Merlion Parkı’nda Singapur’un en tanınmış simgelerinden biri olan Merlion heykeli bulunuyor. Merlion kelimesi, “mer” (deniz) ve “lion” (aslan) kelimelerinin birleşiminden oluşmakta. Heykelin balık gövdesi, Singapur’un mütevazı balıkçı kasabası geçmişini simgelerken, Aslan başı ise Singapur’un eski adı olan “Singapura”, yani “Aslan Şehri” ismine bir gönderme. Merlion heykeli 8.6 metre yüksekliğinde ve ağzından sürekli su fışkırtıyor. Özellikle gece saatlerinde, Marina Bay’in ışıkları altında güzel fotoğraflar ortaya çıkabilir. Benim gibi yeni yıl kutlaması için gelecekseniz ise buraya saat 6-7 gibi gelmenizi öneririm yoksa içeriye girebilmek neredeyse mümkün olmuyor.
Clarke Quay
Eğer programınızda bir akşam saati boşluğu varsa Clarke Quay uğramaya değer. Burası Singapur’un nehir kenarına kurulmuş renkli ve enerjik gece hayatı merkezlerinden biri. Eski depolar restore edilerek rengârenk restoranlara, barlara ve gece kulüplerine dönüştürülmüş. Gündüz saatlerinde de güzel bir yürüyüş rotası olsa da, buranın asıl ruhu hava karardığında ortaya çıkıyor. Nehir kenarında oturup manzaraya karşı bir şeyler içmenizi öneririm. Ayrıca çok güzel balık restoranları olduğunu da belirteyim.
SİNGAPUR GEZİSİ – BÖLGE 2
Sentosa Adası
Singapur listelerinde sıkça karşınıza çıkacak yerlerden biri Sentosa Adası. Ama dürüst olayım, herkesin “görülmeli” dediği bu yer bende o kadar da büyük bir etki bırakmadı. Sentosa aslında bir tür eğlence adası. İçinde Universal Studios, S.E.A. Aquarium, Sentosa Teleferiği gibi turistik mekanlar var. Bir de “Asya kıtasının en güney noktası” olarak sembolize edilen Palawan Köprüsü bulunuyor. Ama işin özü bu tür yerlere başka büyük şehirlerinde de denk gelebilirsiniz. O yüzden benzersiz bir deneyim vadettiğini söylemek zor. Eğer plaj keyfi yapmayı planlamıyorsanız, ya da çocuklarla seyahat etmiyorsanız, Sentosa Adası sizin için çok keyifli olmayabilir. Gelmişken görmek güzel olur mu derseniz, elbette derim ama beklentiyi düşük tutmakta fayda var. Buraya HarbourFront MRT İstasyonu’ndan (VivoCity Mall içinden) kalkan Sentosa Express ile adaya ulaşım oldukça kolay. Gidiş 4 dolar, dönüş ise ücretsiz. Dilerseniz de yaklaşık 20-25 dakikalık bir yürüyüşle de adaya geçebiliyorsunuz. Yol üstü manzara da fena değil. Zamanınız bolsa buraya bir vakit ayırmanızı öneririm. Sentosa Adası için çocuksuz olursanız 3-4 saatlik bir zaman yeterli olur.
ChinaTown
Neredeyse gittiğim her ülkede bir şekilde bir China Town var ama Singapur’daki biraz daha geniş alana yayılmışı ve keyiflisi. Burası sadece hem Çin kültürünü yansıtıyor hem de şehrin en tarihi ve en renkli bölgelerinden biri. Singapur hatırası arıyorsanız burası hediyelik eşya alışverişi için ideal bir yer. Ara sokaklarda yürürken ise karşınıza çıkan duvar resimleri ve sokak sanatı adeta bir açık hava galerisi gibi.
ChinaTown’da yer alan Buddha Tooth Relic Temple, budist bir tapınak. Burada Buda’nın kutsal diş relikinin saklandığına inanılıyor. Tapınağın içine giriş ücretsiz ve dört kat boyunca farklı sergileri gezebiliyorsunuz. Ayrıca çatı katında küçük ama bir zen bahçesi var. Açık olursa orayı da gezebilirsiniz. hinatown Food Street üzerindeki satay’ler, dumpling’ler ve noodle tabakları güzel atıştırmalıklar olabilir. Burası gece gündüz hareketli, her saat başka bir enerjisi var.
Buraya kadar gelirseniz buranın hemen yanında yer alan Maxwell Hawker’da mutlaka Tian Tian Hainanese Chicken Rice denemenizi öneririm.
Sri Mariamman Temple – Singapur’un En Eski Hindu Tapınağı
Chinatown’da yürürken bir anda rengarenk bir yapı karşınıza çıkıyor. İşte o yapı, Sri Mariamman Temple. 1827 yılında inşa edilen bu tapınak, Singapur’un en eski Hindu tapınağı olma özelliğine sahip ve hem tarihi hem de kültürel açıdan Hindu topluluğu için büyük bir önem taşıyor. Açıkçası hikayesini gelip yerinde okuyana kadar bu kadar özel bir yer olduğunu bilmiyordum. Tapınağın girişinde yer alan Gopuram, yani kule şeklindeki kapı girişi, canlı renklerle boyanmış onlarca detaylı figürle süslenmiş. Her bir figür, bir Hindu tanrısını ya da mitolojik bir sahneyi temsil ediyor. Tapınağın içinde ise adını aldığı tanrıça Mariamman’a adanmış bir ana sunak bulunuyor. Mariamman, Hindu mitolojisinde hastalıkları iyileştirme gücüne sahip bir tanrıçası. İçeriye girerken ayakkabıları çıkarmanız gerekiyor.
Little India
Eğer Singapur gezinizde zamanınız sınırlıysa ve öncelikleriniz arasında karar vermeniz gerekiyorsa, Little India belki de listenin alt sıralarında yer alabilir. Burası gerçekten renkli ve canlı hareketli bir mahalle olsa da, Singapur’un diğer deneyimlerine kıyasla farklı veya çarpıcı bir atmosfere sahip değil. 19. yüzyılda Güney Hindistan’dan gelen göçmenlerin yerleşimi olarak gelişen Little India, bugün sadece Hint kökenli Singapurluların değil, farklı etnik kökenlerden insanların bir arada yaşadığı çok kültürlü bir mahalle haline gelmiş. Buraya kadar gelmişken farklı bir dini yapı da görmek istersen, Sri Veeramakaliamman Tapınağı’na uğramanızı da öneririm.
Masjid Sultan
Masjid Sultan, sadece Singapur’un en büyük ve en eski camilerinden. Bu cami ülkenin Müslüman topluluğu için önemli bir kültürel ve tarihi simge haline gelmiş. Cami Sultan Hussein Shah tarafından inşa ettirilmiş ama bugünkü yapı ise 1920’lerde restore edilerek bugünkü haline gelmiş. Zamanınız kısıtlıysa ve rotanız yoğun bir şekilde doluysa, burayı pas geçebilirsiniz.
Mustafa Center
Mustafa Centre, Singapur’un Little India bölgesinde yer alan ve 7/24 açık olan devasa bir alışveriş merkezi ama içerisinde elektronik ürünlerden parfümlere, market alışverişinden takılara kadar aklınıza gelebilecek her şey. Singapur önerilerinde çok fazlaca uğramak öneriliyor ama bence hiç gerek olmayan bir yer fakat Little India’ya kadar gelirseniz bir 10 dk bakın derim.
Raffles Hotel
Raffles Hotel, kolonyal mimarinin en zarif örneklerinden. Adını Singapur’un kurucusu Sir Stamford Raffles’tan almış ve 1887 yılından beri ayakta. Yıllar boyunca burada kraliyet aileleri, ünlü yazarlar ve dünyanın dört bir yanından önemli isimler konaklamış. Raffles’a geldiğinizde özellikle uğramanız gereken yer ise otelin ikonik barı: Long Bar. Çünkü burası, dünya çapında ünlü Singapur Sling kokteylinin doğduğu yer. 1915 yılında barmen Ngiam Tong Boon tarafından yaratılan bu pembe kokteyl, zamanla şehrin imzası haline gelmiş. İmkanınız varsa denemenizi öneririm.
SkyPark Observation Deck – Şehre 200 Metreden Bakmak
Singapur’un o etkileyici siluetini tepeden izlemek istiyorsanız en doğru adres sanırım SkyPark Observation Deck. Burası, ünlü Marina Bay Sands’in en üst katında ve tam 200 metre yüksekliğe sahip. Marina Bay, Gardens by the Bay, Singapur Boğazı ve uzaktan gözüken modern gökdelenlerle çevrili şehir manzarasını izleyebileceğiniz harika bir yer. Bilet fiyatları 25 ile 35 Singapur Doları arasında değişiyor (gündüz ve gece saatlerine göre farklılık gösterebiliyor). Eğer şehri bir de yukarıdan, kartpostallık bir açıdan görmek isterseniz—ki bence kesinlikle görmelisiniz—SkyPark Observation Deck gece rotanız olabilir.
SİNGAPUR GEZİSİ – BÖLGE 3
Tiong Bahru – Singapur’un Hipster Mahallesi
Bölge 3 için sabah önerim Tiong Bahru, sanat galerileri, bağımsız kitapçılar, butik kafeler ve vintage dükkânlarla dolu bir yarı retro, yarı modern atmosfere sahip bir yer. Hem fotoğrafçılar hem de “turistik olmayan bir şeyler görmek istiyorum” derseniz burası keyifli olabilir. Burada BooksActually isimli kitapçıya uğranızı ve sonrasında Plain Vanilla Bakery’de bir kahve molası vermenizi öneririm.
Ördek Amfibi Turu – DuckTour
Singapur’da benzersiz bir deneyim arıyorsanız, DUCKtours’u önerebilirim. Tur yaklaşık 60 dakika sürüyor ve Suntec City Mall, Tower 2’den hareket ediyor. her gün sabah 10:00’dan akşam 18:00’e kadar her saat başı seferler var. Eğer gitmek isterseniz biletleri önceden almanızı öneririm, fazla kalabalık oluyor. Turlar Vietnam Savaşı döneminden kalma, restore edilmiş askeri araçlarla yapılıyor ve aynı araç hem karada hem de su da gidebiliyor. Yetişkin ücreti ise 45 Singapur Doları.
Singapur Changi Havalimanı
Bugüne kadar onlarca ülke gezdim ama böyle bir havalimanıyla ilk kez karşılaştım. Singapur’un Changi Havalimanı, boşuna 12 kez “Dünyanın En İyi Havalimanı” seçilmemiş. Terminal 3’te 24 saat açık, üstelik ücretsiz bir sinema var. Terminal 2’de kelebek bahçesi ve ayçiçeği bahçesi, Terminal 1’de ise kaktüs bahçesi. Burada Kaydıraklardan VR deneyim alanlarına, interaktif sanat enstalasyonlarından konforlu uyku kapsüllerine kadar her şey düşünülmüş. SPA merkezleri, transit oteller, robotlarla bagaj yönlendirme sistemi derken… açıkçası insanın “uçuşum gecikse de olur” diyesi geliyor. 😊
Changi’nin asıl olayı, şüphesiz ki havalimanının kalbi sayılan Jewel bölümü. Buraya sadece “alışveriş alanı” demek haksızlık olur. Jewel’de yer alan 40 metre yüksekliğindeki “Rain Vortex”, dünyanın en büyük kapalı şelalesi. Burası öyle sıradan bir terminal değil; tam anlamıyla fütüristik bir yaşam alanı. Toplam 1.7 milyar dolara inşa edilmiş bu kompleks, bir havalimanının nasıl kültürel, mimari ve ticari bir merkeze dönüşebileceğinin canlı örneği. Ve evet, insan ister istemez “neden İstanbul Havalimanı’nda böyle vizyoner bir alan yapılmadı?” diye içinden geçiriyor…
Jewel Changi Airport – Dünyanın En Etkileyici Havalimanı Kompleksi
Burası gerçekten girip çıkmayacağınız bir alan. İçeride yer alan, tam 40 metre yüksekliğindeki “Rain Vortex”, dünyanın en büyük kapalı şelalesi. Şelalenin hemen çevresinde ise 2.000’den fazla ağaç ve 100.000’in üzerinde bitki yer alıyor. İçeri adım attığınız anda kendinizi bir havalimanında değil, adeta bir doğal yaşam müzesinde gibi hissediyorsunuz. Jewel’da sadece doğa yok, Apple, Nike, Muji, Marks & Spencer gibi global markaların mağazaları ve ofisleri, Michelin yıldızlı restoranlar, etkileyici mimarisiyle öne çıkan oturma alanları da bulunuyor.
Singapur Lezzetleri ve Öneriler
Kopi Kosong & Kaya Toast
Kopi Kosong, şekersiz ve sütsüz Singapur usulü siyah yerel kahve. Espresso gibi düşünmeyin deirm çünkü Kopi Kosong genellikle metal filtrede demleniyor ve daha yoğun bir tada sahip. Eğer bir yerde sadece Kopi derseniz size Şekerli ve yoğunlaştırılmış sütlü kahve veriyorlar. Bizdeki filtre kahvenin karşılığı ise Kopi Kosong, bunu unutmayın derim. Eğer kseong detayını vermezseniz doğrudan sütlü ve şekerli kahve gelir. Bu kahveyi takeaway alacaksanız ise poşet saplı taşıyıcılar da veriyorlar.
Kaya Tost ise incecik kızartılmış beyaz ekmeğin içine kaya reçeli (kaya jam) ve tereyağı sürülerek hazırlanan bir tost. Kahve ile denemenizi öneririm.
Yerel Kahvaltı (Toast Box)
Singapur’un yerel kahvaltısı ise Kopi Kosong, Kaya Tost ve yumuşak kıvamlı haşlanmış yumurtadan oluşuyor. Bir şekilde sabah gittiğiniz yerlerde görürsünüz. Bunu en iyi deneyebileceğiniz yer ise Toast Box. Şehrin birçok farklı noktasında var ve rahat ulaşabiliyorsunuz. Günün bir yerinde mutlaka bu üçlüye vakit ayırmanızı öneririm.
Hainanese Chicken Rice – Singapur’un Milli Yemeği
İlk başta söyleyeyim bizim tavuk pilav bunu döver 😊 Hainanese Chicken Rice aslında haşlanmış tavuk, aromatik tavuk suyunda pişirilen sarımsaklı pilavla birlikte servis ediliyor. Yanında da acı sos, koyu soya sosu veya zencefil sosu olabiliyor. Birçok Hawker içerisinde bulabilirsiniz ama yerel bir öneri isterseniz de Wee Nam Kee veya Tian Tian Hainanese Chicken Rice (Maxwell Hawker Centre) olarak iki nokta önerebilirim. Maxwell Hawker Center Chinatown’un hemen yanında yer alıyor.
Laksa
Laksa aslında baharatlı, hindistancevizi sütü bazlı bir erişte çorbası. Genellikle kalın pirinç eriştesiyle yapılıyor ve içinde karides, balık köftesi, tofu, haşlanmış yumurta gibi malzemeler olabiliyor. Singapur’da denenebilecek lezzetlerden bir tanesi. Mekan olarak ise 328 Katong Laksa veya Sungei Road Laksa’yı önerebilirim.
Durian
Durian, Güneydoğu Asya’nın en ikonik meyvelerinden biridir ve “meyvelerin kralı” olarak anılıyor ama yok böyle bir koku. Yani ben yedim ama bir bana sorun 🙂 Buraya kadar gelmişken bence bir deneyin. Birçok ara sokak satıcında var ama gerçekten çok kötü kokuyor. En baştan uyarımı yapmış olayım.
Dünyanın En Ucuz Michelin Restorantı
Hill Street Tai Hwa Pork Noodle adlı hawker (sokak yemeği) standı dünyanın en ucuz Micheline yıldızlı yeri. Burada sunulan bak chor mee (kıymalı domuz etli erişte) yemeği, yaklaşık 6 Singapur Doları (yaklaşık 4,50 ABD Doları) karşılığında servis ediliyor ve bu fiyatıyla dünyanın en uygun fiyatlı Michelin yıldızlı yemeği olarak kabul ediliyor. Daha önce, Hawker Chan adlı başka bir Singapur hawker standı, soya soslu tavuklu pilav yemeğiyle bu unvana sahipmiş ve 2016 yılında Michelin yıldızı almış. Ancak, 2021’de Michelin yıldızını kaybetmiş. Belki buralara da uğramak isterseniz diye notlarımı düşmüş olayım.
Bir yanıt yazın