Bilinçli Manipülasyon Yöntemleri

Son yıllarda dijital dünyada gördüğümüz her bilgi, düşündüğümüzden çok daha stratejik bir bilinçle inşa edilebiliyor. Özellikle sosyal medya özelinde fark etmeden maruz kalınan içerikler, “sıradan” gibi görünse de arkasında “dikkatli ve bilinçli şekilde kurgulanmış” psikolojik etkiler ve manipülasyon teknikleri yer alabiliyor.

İşte internette sıkça kullanılan ve bilinçli bir şekilde uygulanan bazı manipülasyon yöntemleri. Hazırsanız başlayalım…

Maruz Kalma Etkisi (Mere Exposure Effect)

Son dönemde aynı içeriğin, farklı sosyal medya hesapları tarafından neredeyse virgülüne kadar aynı şekilde paylaşıldığını fark etmiş olabilirsiniz. Bu, bir tesadüf değil; aksine oldukça stratejik bir manipülasyon tekniği.

Sosyal psikolog Robert Zajonc tarafından 1968 yılında tanımlanan “Maruz Kalma Etkisi”, bir içeriğe ne kadar sık maruz kalırsak, onu o kadar tanıdık, doğru ve güvenilir bulma eğiliminde olduğumuzu ortaya koyuyor. Beynimiz, tekrar eden bilgiyi tanıdık hisseder ve tanıdık olanı da genellikle tehlikesiz ve doğru kabul eder. İnsanın en büyük bilişsel açıklarından biri olan inanma eğilimi, geniş kitlelerle birleştiğinde çok daha güçlü ve kalıcı bir etkiye dönüşür.

Örneğin, bir haber gün içinde farklı hesaplar tarafından defalarca paylaşılırsa, doğruluğunu sorgulamadan ona inanmaya eğilimi gelişir. Twitter, Instagram ve TikTok gibi platformlarda bu tür içerikler, algoritmalar sayesinde önümüze sürekli çıkarılır. Siz takip etmeseniz dahi algoritmaların desteği ile bu içerikler önünüze düşer. Özellikle son yıllarda artan “haber” görünümlü sosyal medya sayfalarının büyük kısmı, bu psikolojik etkiyi bilinçli olarak kullanma amacıyla açılmış durumda.

Astroturfing

Astroturfing, halktan gelen doğal bir destek gibi gösterilen ama aslında organize bir yapının kontrolünde olan sahte destek kampanyalarıdır. Sanki fikirler “tabandan” geliyormuş gibi bir algı yaratılır. Mesela sahte kullanıcılar, sözlüklerde, forumlarda ya da sosyal medyada bir ürün, kişi ya da fikir hakkında sürekli övgü içerikli yorumlar paylaşır. Oysa arka planda bir marka, siyasi yapı ya da çıkar grubu bu içerikleri yönlendirmesi durumudur.

İsim veya Lakap Takma (Labelling Effect)

Beyin karmaşık verileri basitleştirmek ister. Bu noktada isim takma ya da etiketleme de içeriği çok basit bir hale getirir. İnsanlar, bir kişiye veya olaya verilen etiketi baz alarak tüm algılarını şekillendirir. Etiketler, bir insanın ya da bir olayın tüm boyutlarını görmezden gelinmesini ve sadece o tek kelime üzerinden değerlendirilmesini sağlar. Zihin, birini veya bir durumu “iyi / kötü”, “bizden / onlardan” gibi keskin kategorilere ayırmak ister. Etiketler, bu ayrımı hızlandırır.

Örneğin, birine “vatan haini” “terörist” ya da  “yandaş” gibi etiketler yapıştırıldığında, konu artık detaylarıyla değil bu sıfat üzerinden tartışılmaya başlar. Bu, kişiyi veya fikri belirli bir kutuya hapsetmenin en hızlı yollarından biridir. Sosyal medyada birine “ırkçı” veya “tacizci” etiketi yapıştırıldığında, çoğu zaman içerik bile okunmadan “cancel” kültürü devreye girer ve içerik linçlenmeleri süreci bağlamından uzaklaştırır.

Kırmızı Ringa Balığı Yanılgısı (Red Herring)

Kırmızı Ringa Balığı Yanılgısı, bir konudan bilinçli olarak sapmak ve dikkati başka bir yöne çekmek için kullanılan manipülatif bir taktik. Bu stratejinin temel amacı, esas mesele hakkında düşünülmesini ya da tartışılmasını engellemek ve kamuoyunun odağını başka, genellikle daha yüzeysel ya da duygusal bir konuya kaydırmak.

Kavramın kökeni, İngiltere’deki eski bir avcılık tekniğine dayanıyor. Eğitim verilen av köpeklerinin iz sürme becerisi test edilirken, yollarına çok yoğun kokulu, kurutulmuş kırmızı ringa balıkları bırakılırmış. Bu yöntem, köpeklerin dikkatini dağıtmak ve onları gerçek izden saptırmak için kullanılırmış. Günümüzde bu teknik, siyasetten medyaya, sosyal medyadan kurumsal iletişime kadar pek çok alanda aynı işlevle karşımıza çıkmakta.

Örneğin, 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yaptığı Karadeniz ziyareti sırasında çekilen ve ellerini arkasında bağladığı bir fotoğraf, medyada uzun süre tartışma konusu haline getirildi. Bu görsel üzerinden saygısızlık yapıldığı iddia edildi; kamuoyu günlerce bu meseleye odaklandı.

Korku Tetiklemesi (Fear Appeal)

Korku tetiklemesi toplum mühendisliğinde, propaganda yöntemlerinde ve otoriter kontrol araçlarında da sıklıkla kullanılıyor. Belirli süreçlerde birkaç kişinin tutuklanması ile kitlelere gözdağı verilmesi buna örnek verilebilir. Burada seçilen birkaç kişi “sembol” haline getiriliyor ve sen de böyle olabilirsin mesajı üstü kapalı şekilde veriliyor. Böyle durumlarda da insanlarda bir korku ortamı oluşturulur ve insanlar kendi kendini yavaş yavaş sansürlemeye başlar.

Görsel Doğrulama Etkisi

İnsan zihni, görsel içeriklere karşı son derece duyarlı durumda. Çünkü insan, çoğu zaman gördüğüne inanma eğiliminde olan bir canlı. Bu yüzden herhangi bir bilgiyi ya da iddiayı desteklemek için bir görsel bir unsur kullanıldığında, içerik çok daha inandırıcı, gerçek ve güçlü hale gelir. Görselin gücü, özellikle eleştirel düşünmeyi bastırmak açısından son derece etkilidir. Zihin, görselin doğruluğunu sorgulamadan kabul etmeye eğilim gösterir ve bu da kitlelerin daha hızlı, daha duygusal ve daha refleksif tepkiler vermesine yol açar.

Görsel Doğrulama Etkisine Birkaç Örnek

“İşte o lüks villa” manşetiyle sunulan bir görüntü, olayla doğrudan ilişkili olmasa bile medya tarafından öne sürülerek izleyicide “bu kişi kesin suçludur” algısının yaratılması amaçlanır.

İçeriğin konusu farklı olsa bile, kamera kayıtlarında görülen yüklü miktarda para ya da kasadan çıkan banknot görüntüleri, doğrudan olayla ilişkilendirilir ve izleyicide suçla bağ kurulması sağlanır. Görsel, olayın “kanıtı” gibi sunulur.

Bir başka örnekte ise, başka bir ülkede çekilmiş protesto görüntüleri, tamamen alakasız bir olayın parçasıymış gibi servis edilir. Bu görselin sadece varlığı bile, kitleyi “Bak, demek ki gerçekten oluyor” düşüncesine yönlendirir.

Doxxing + Dezenformasyon

Doxxing (ya da Doxing), bir kişinin özel ve kişisel bilgilerini izinsiz bir şekilde internette ifşa etmek anlamına geliyor. Dezenformasyon ise kasıtlı olarak yanlış veya yanıltıcı bilgi yayma eylemini ifade ediyor. İşte bu iki kavram bir araya geldiğinde hem kişinin özel alanı ihlal edilir hem de toplum gözünde itibarı zedelenir. Böylelikle bir kişi hedef haline getirilerek konu anlam ve kapsamından da farklı bir yere kaydırılabilir.

Örneğin, öğrenci protestoları sırasında, bazı sosyal medya hesaplarında öğrenci oldukları iddia edilen kişilere ait özel bilgiler yayınlanabiliyor. Daha sonra ise bu bilgiler bazı hesaplar tarafından “provokatörler” gibi etiketlerle birlikte servis ediliyor. Oysa ne bu içeriklerin kaynağı ne de bağlamı net olarak ortaya koyulabiliyor.

Burada sürecin Doxxing olan kısmı öğrencilerin isimlerinin, sosyal medya profillerinin ve özel verilerinin açıkça ifşa edilmesi. Dezenformasyon olan kısmı ise  Montajlanmış ya da bağlamından koparılmış görseller, sahte ekran görüntüleri ve manipülatif haber başlıkları olarak düşünülebilir.

Aşırı Bilgi Yüklemesi (Information Overload)

Bilgi Aşırı Yüklenmesi, bir kişinin aynı anda çok fazla bilgiye maruz kalması sonucu karar verememesi, odaklanamaması ya da strese girmesi anlamına geliyor. Burada aşırı bilgi sunarak veya özellikle gereksiz rakamlar vererek dikkatin dağıtılması, algının bulanıklaştırılması ve içeriği tüketen kişinin aşırı bilgi arasında bir anlamda hareketsiz kalması sağlanır.

Whataboutism

Whataboutism, bir kişi ya da kurum eleştirildiğinde, ona doğrudan cevap vermek yerine başka bir yanlış veya sorun üzerinden dikkat dağıtma taktiği olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin, bir liderin hatası gündeme geldiğinde, savunma olarak başka bir liderin geçmişteki benzer bir hatası öne sürülmesi net bir örnektir. Bu yöntemde özellikle kutuplaşmanın tetiklenmesi amaçlanır.

Bir konu gündemdeyken “Peki ya sizin yaptıklarınız?” tarzı çıkışlar, karşı tarafı susturmaya yönelik olur. Örneğin, basın özgürlüğüne yönelik eleştiriler geldiğinde “ABD’de Assange’a ne yaptılar? Almanya’da da gazeteciler tutuklanıyor.” gibi söylemler, yerel bir soruna dair eleştiriler başka örneklerle dengelemeye çalışılır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir