Midye daha çok seyyar satıcılar ile hayatımıza girmiş bir lezzet. Genellikle sahil şeritlerinde tüketilen midyenin ayrı bir kültürü olduğunu, dünyada sadece bu lezzete özel “Midye, Bira” festivallerinin düzenlendiğini biliyor muydunuz? Bir gün akşam yemeği için gittiğim “Midyeli”de markanın kurucuları ile tanışmış ve ayak üstü sohbet etmiştik. Bir anda ilginç bir markalaşma hikayesinin ortasında buldum kendimi. Bunun üzerine durur muyum? 🙂

Hem yemekleri hem de markalaşma hikayesi lezzetli olan bu markanın kurucularından Metin Çiner ile “Midyeli”nin marka hikayesini üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Hiçbir reklam ve pazarlama çalışması yapmamalarına karşın kuruldukları ilk beş ayda onlarca franchise teklifi alan markanın hikayesi bu yazıda sizinle buluşuyor.

Hadi başlayalım…

Merhaba, Öncelikle sizi tanıyalım. Kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Merhaba, ismim Metin Çiner. Midyeli markasının kurucusuyum. Yaklaşık beş aydır midyeli ile ilgileniyorum. Midyeliden önce iş hayatına ilk olarak özel sektörde başladım. O dönemlerde borsa işiyle ilgileniyordum. Yaklaşık on beş sene kadar borsa işiyle uğraştım. Daha sonrasında ise eşimle beraber kendi işimiz yapmak için oradan ayrıldım.  Bugün Türkiye ve dünya çapında markalaşan bir şirketin İzmir Bölgesinde üç adet mağazasını işletiyoruz. Bu işten ayrı olarak bende yaklaşık beş aydır Midyeli ile ilgileniyorum.

Midyeyi bir markaya dönüştürmek oldukça farklı bir yaklaşım. Midyelinin hikayesinden biraz bahseder misiniz?

midyeli-logoMidyelinin marka hikayesi yaklaşık üç sene öncesine dayanıyor. Türkiye’de olmayan bir şeyler yapma fikrimiz vardı. Eşimle birlikte ne yapacağımıza karar vermeden önce bir alt yapı çalışması yapma kararı aldık. Yaklaşık üç sene boyunca Youtube’dan izlediklerimizden, internetten yaptığımız araştırmalardan, arkadaşlarımızın söylediklerinden yola çıkarak başta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika olmak üzere dünyanın çok farklı coğrafyalarında restoran gezmesi yaptık. Bu keşif sürecinin içerisinde Michelin Yıldızları da vardı. Buradaki tek amacımız farklı ülkelerdeki restoranları görmek ve lezzetlerini deneyimlemekti. Bu keşif sürecindeki tek kuralımız ise gittiğimiz yerlerin deniz mahsulleri üzerine bir konseptinin olması gerekliliğiydi. Odak noktamızı sadece deniz ürünlerine yoğunlaştırmıştık. İlk başlarda kabuklu üzerine yoğunlaşmaya başladık. Kabuklu deniz ürünlerinin Avrupa ve diğer Akdeniz ülkelerinde çok fazla tüketildiğini görmemize karşı bu ürünlerin ülkemizdeki tüketiminin neredeyse yok denecek kadar az olduğu sonucuna vardık. Bu sonuç bize kabuklu deniz üzerine yoğunlaşmamızın doğru olacağı fikrini verdi. Yurtdışına gittiğimizde de midye yemeyi çok severdik. Midye zincirlerinde, yerel halkın gittiği yerlerde yani midyenin var olduğu her yere gittik diyebilirim. Midyelinin hikayesi bu dönemlerdeki keşiflerden elde edilen deneyimlerin toplamının bir araya gelmesinden oluşuyor.

Midye konseptine nasıl karar verdiniz?

Bir gün tavsiye üzerine Paris’te kabuklu deniz ürünleri üzerine yoğunlaşmış bir restorana gittik. Buraya geldiğimizde Amerika’yı yeni baştan keşfetmeye çıktığımızı gördük. O sırada kararımızı değiştirerek konsepti midye üzerine oluşturmaya karar verdik.

Türkiye’de bu konsept üzerine daha öncesinde var olan örnekler var mıydı?

Avrupa’da bu işin çok fazla örneği var.  Türkiye’de ise İstanbul’da iki veya üç , İzmir’de ise bir tane bu konsept üzerine çalışma yapmış örneklere rastladık. Fakat bunların ömürleri çok uzun olmamış. Nedenlerini araştırdığımızda ise iki önemli bulgu tespit ettik. Birincisi Avrupa’da ki konseptin birebir aynısının buraya taşınmaya çalışılması, ikincisi ise yine Avrupa’da ki midye fiyatlarının burada uygulanmaya çalışılması olduğunu gördük. Biz bu hatalardan ders alarak öncelikle kendi midye kültürümüzü araştırdık. Daha sonrasında bizim kültürümüze uygun bir damak tadı ve fiyat politikası gelişirdik.

Dünyada midye konsepti üzerine örnekler var mıdır?

Avrupa’da, Amerika’da sırf midye üzerine çalışan çok sayıda konsept restoran var. Bunlar yaklaşık 150 senelik restoranlar. Ayrıca bayileşmeyi de başarabilmişler sistemleri mevcut.

Midyeli ismini nasıl ortaya çıktı?

Bütün aile fertlerimizle bir gün oturduk ve konuştuk. Herkesten bağımsız olarak isim yazmalarını istedik. Konsepti herkes bildiğinden dolayı çok rahatlıkla isim üretebiliyorlardı. Sonuç olarak elimizde 50-100 arasında bir isim alternatif listesi oluştu. Daha sonrasında bu isimleri aile bazında bir elemeden geçirdik ve aralarında en çok hoşumuza giden “Midyeli” ismini tercih ettik.

Midyeli markası tescilli mi?

Markamız tescilli.

midyeli-izmirFranchise  vermeyi düşünüyor musunuz? Bununla ilgili teklifler aldınız mı?

Oldukça fazla franchise teklifi aldık. Modellemeyi alırken özellikle franchise kurabileceğimiz bir sistem üzerinde çalışıyorduk. Midyeliyi açalı beş ay oldu ve beş aydan bu yana inanılmaz bir franchise talebi var. Bu talep karşısında bizde çok şaşkınız. Şu an hiçbir reklam ve pazarlama çalışması yapmamamıza rağmen oldukça fazla talep aldık. Talep gelen iller arasında sadece İstanbul, Ankara ve İzmir yok. Adana, Antalya, Marmaris, Bodrum, Kocaeli, Bursa, Denizli, Manisa gibi illerde var. Franchise vermeden önce dikkat ettiğimiz en önemli konu sistemi doğru oturtabilmek. Sistemi oturtmadan sistemi satmaya kalkarsanız kendi sonunuzu hazırlarsınız. O yüzden öncelikle kendimize bir bekleme süresi koyduk.

Midye de hijyeni nasıl sağlıyorsunuz?

Midyeleri alıp tamamiyle kendimiz temizliyoruz. Temizleme, çamurlardan, yosunlardan arındırma, sakallarının alınması , iç çıkartılması, midye dolmaların yapılması gibi tüm işlemleri biz yapıyoruz. Türkiye’de bu işlemleri hijyen olarak yapan kurumsal bir yer yok. Avrupa’da, Amerika’da ise bunu yapan kurumsal şirketler oldukça fazla. Bundan dolayı işin mutfağından kendiniz olmalısınız.

Midyeyi nasıl temin ediyorsunuz?

Türkiye’de hammadde açısından sıkıntı yaşıyoruz. Şu an için Türkiye’nin önde gelen bir holdingin iştiraki olan bir firmadan ürünlerimizi temin ediyoruz.

Midye pazarı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu konseptle birlikte aslında yeni bir pazarda yaratıyoruz. Çünkü bizden başka bu ürünü bu şartlarda talep eden yok. Bu işin birde devlet tarafı var. Avrupa’da en fazla kişi başına midye tüketilen yer Bürüksel’dir. Ben İzmir’in Bürüksel’in çok çok ötesinde olduğunu iddaa ediyorum fakat midye tüketimlerinin büyük bir çoğunluğu kayıt dışı olarak gerçekleşiyor. Burada hem vergi kaybı hem de hijyenik olmayan şekilde midyelerin satılması durumu ortaya çıkıyor. Bu açıdan da midye pazarına yönelik bir düzenlemenin mutlaka gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Bu konsept ve menüdeki tatlar size mi ait?

Konsept ve menüdeki tatlar tamamiyle bize ait.

Mekan renklerinde neden kırmızı ve siyahı tercih ettiniz?

Renklerin anlamlarıyla ilgili ciddi bir araştırma yaptık. Renklerde kırmızıyı iştah arttıran, çabuk ye kalk rengi olarak gördük. Siyah rengi ise midyeyi çağrıştırdığı için kullandık.

Menüyü nasıl zenginleştiriyorsunuz?

Yıllardan bu yana elde ettiğimiz birikimlerimiz var. Özellikle üç senedir bu konuda birikim yaratıyor ve sürekli olarak evde denemeler yapıyoruz. Ustalarımızı ilk baştaki süreçlerde biz yönlendiriyoruz. Daha sonrasında ise ustalarımız onu mutfak düzenine uyduruyorlar.

Menüyü büyütmeyi planlıyor musunuz?

Menümüz hiçbir zaman çok fazla büyümeyecek. Bunu kesin olarak söyleyebilirim. Çünkü konsept bir mutfaksınız, çok fazla yaymanıza gerek yok.  Yayılmaya başladığınızda konseptten ve mutfaktan ödün veriyorsunuz. Biz menüye yeni tatlar eklerken aynı oranda da müşteri tarafından talep görmeyen tatları da menüden çıkarıyoruz. İlerleyen süreçlerde de menümüz bugünkü olduğundan çok fazla ileri gitmeyecek.

Menüde en çok tercih edilen tat hangisi?

Her zaman için “Midye Dolma” çok seviliyor. Sahan soslu midyede şu an oldukça revaçta. Midyeli rokforlu tencerede en çok tercih edilenlerden.

Gördüğüm kadarıyla midye kültürüne önemli bir katkınız var. Bize biraz midye ve midyeli kültüründen bahsedebilir misiniz?

Öncelikle midye kültürüne beş ayda büyük bir katkımız olduğu zannetmiyorum 🙂 Türkiye’de temiz midye üretiyor ve satıyor olmamız çok önemli. Bizim için en büyük katkı budur. Midye kültürüne geldiğimiz de ise dünyada midye kültürünün bu kadar yaygın ve köklü olduğunu bilmiyorduk. Bunu üç yıllık keşif sürecimizde öğrendik. Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinde, Amerika’da, Avustralya’da midye bira festivalleri yapılıyor. Dünyadaki değişik coğrafyalarda oldukça yaygın bir midye kültürü söz konusu. Türkiye’deki midye kültürü ise kitaplardan okuduğum ve yaptığım araştırmalardan öğrendiğim kadarıyla İstanbul’da ki Rumlardan ve Ege’de ki Gridlilerden geliyor. Bizim aslen böyle bir kültürümüz bulunmuyor.

Tatlı, tuzlu veya Zebra midye mi kullanıyorsunuz?

Genel olarak tuzlu su midyesi kullanıyoruz. Midyelerimiz Alaçatının tertemiz sularından geliyor.

Çok çeşitli bira alternatifleriniz var. İçecek portföyünüzden de biraz bahseder misiniz?

Türkiye’de bandrollü satılan biraların hemen hemen hepsini içecek portföyümüze katmaya çalışıyoruz. Çünkü bira ve midye ayrılmaz bir bütünlük oluşturmuş durumda. Bugün müşterilerimize yaklaşık olarak 25 ila 30 arasında bira markası alternatifi sunuyoruz. Sattığımız alkollü içeceklerin yüzde 85’ini bira, yüzde 10’unu şarap ve yüzde 5’ini ise rakı oluşturuyor.

Son olarak marka ile ilgili hayaliniz nedir?

Marka ile ilgili hayalimiz öncelikle Türkiye’de sahil şeritlerinde yayılmak. Şu an bu konuyla ilgili üç tane modellememiz var. Açılacak yere göre bu modellemeler değişiyor. Türkiye’den sonra ise yurtdışını da düşünmüyor değiliz 🙂

Metin Bey alçak gönüllü birisi. O söylemedi ama ben “Midyeli”nin doğru şartlar ve doğru pazarlama yöntemleriyle önemli bir marka olacağı kanısındayım. Buna olan inancımı arttıran ise menüdeki tatların lezzeti. Sohbetimiz sırasında bir çok ürünü tatma fırsatım oldu. Hepsi birbirinden lezzetli. En önemlisi de özgün tatlar. Midyeli yolculuğunda gönülden başarılar.

Midyeli İletişim:

Telefon: +90 232 422 22 26

Web: http://www.midyeli.com/

mekanist-logofoursquare_logofacebook-logoeksi-sozluk-logoinstagram

Tavsiye Tatlar

Pastırmalı Midyeli Krep

pastirmali-midyeli-krep

Midye Rokforlu Tencere

midye-rokforlu-tencere

Sahan Soslu Midye

sahan-soslu-midye

Midyeli Pilav

midyeli-pilav

Sufle

sufle