İnternetin hayatımıza girmesi ile birlikte haber alma, haber okuma ve haber edinme alışkanlıklarında da çok farklı gelişmeler ve değişmeler yaşandı. Bu değişim sadece gazeteleri, televizyonları değil şirketleri de (markaları) etkiledi. TÜİK tarafından Ocak-Mart 2013 tarihleri arasında yapılan “Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması Sonuçları, 2013” araştırma verilerine göre 16-74 yaş arasında yaş grubundaki internet kullanıcıların %75,6’sı, interneti online haber, gazete ya da dergi okumak için kullandığı sonucuna erişildi. Bu yaş grubunda düzenli olarak bilgi almak için haber servis ya da ürünlerine abone olanların oranı ise %21,3 ortaya çıktı. (Raporu detaylı olarak buradan inceleyebilirsiniz)

Sonuçlardan da anlaşılacağı üzere artık çevrimiçi kaynak oluşturmanın ne denli önemli olduğunun tartışılmayacağı bir çağdayız. İnternetin hayatımıza girmesi ile birlikte gelişen ve çoğalan iletişim mecraları, markaların ekosistemine olumlu katkılar sağlayacak fikirleri ve fırsatları da beraberde getiriyor. Farklı olabilmek, farkındalık yaratabilmek ve dijitalden tam anlamıyla verim alabilmek için fırsatlar çok çeşitli. Bu fırsatlardan bir tanesi de markaların kurumsal iletişim kanallarını dijitale adapte ederek kendi haber portallarını oluşturmaları. Bu kanal markalar tarafından henüz yaygın olarak kullanılmasa da yakın zamanda birçok markanın bu alana doğru yatırım yapacağı kanaatindeyim. Bu alanın işleyişi ve detaylarına değinmeden önce bazı kelimelerin anlamlarını bilmekte yarar var.

“Portal”, pek çok içeriği bir arada bulunduran internet siteleri için kullanılmaya başlanmış bir sözcük. Internet portallarında canlı haberler, söyleşi odaları, e-posta, alışveriş, çeşitli rehberler ve bunlar gibi bir çok etkinlik yer almakta. İlk web portalları ise Yahoo, AOL gibi, web üzerinden hizmetler sağlayan siteler. Gelişen teknolojiyle birlikte zamanla daha büyük kitlelere ulaşabilmek için başta arama motorları olmak üzere bugün pek çok site portal özelliklerine uyum sağlayacak formatta kendilerini geliştirmeye başladı. Eğer bir portal sadece iç müşteriye yani çalışanlara hizmet ediyorsa “intranet”, dış müşteriye yani çalışanlar dışında müşteri, tedarikçi vb. üçüncü parti şahıs veya şirketlerin kullanımına izin veriliyorsa “extranet” olarak adlandırılıyor.

haber-portali

Yukarıdan da anlaşılacağı üzere portallar artık biz istesek de istemesek de hayatımızın bir çok yerinde. Markaların payına düşen kısım ise bu gelişmeyi kendilerine adapte edebilmek. Birçok marka iç iletişimde intranet’i hali hazırda etkin ve verimli bir şekilde zaten kullanıyor. Intranet halen değerini ve önemini korusa da internette çevrimiçi kaynak yaratma ve dış iletişimle bütünleşemediğinde büyük resmin bir kısmı eksik kalabiliyor.

Şirketlerde müşteriler iç ve dış olarak ikiye ayrılır. İç müşteri şirket çalışanlarıyken, dış müşteri distribütörler, bayiler ve son tüketicilerdir. Daha öncesinde markaların iletişim stratejileri müşteri bazında farklılaşıyordu. Bu oldukça doğru bir yöntem olmasına karşın tüm müşterileri buluşturacak ve marka hakkında haber alınmasını, gelişmelerin takip edebilmesini sağlayacak ortak bir kanalın eksikliği kendisini çoğu zaman hissettirmiştir.

İletişim kanallarının her geçen gün çevrimiçi alanlara kaymasıyla birlikte de markaların bu alanda kendilerini konumlandırmaları zorunluluk olmaya başladı. Yakın zamanda şirketlerin haber portallarının oldukça önemli olacağı kanısındayım. Bu konunun markalara sağladığı avantajlar katma değerli olacak.

Marka haber portallarının öncelikli avantajlarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Şirket adına çevrimiçi kaynak yaratma
  • İç ve dış müşteriyi ortak bir kanalda buluşturma
  • Her an güncel bilgilere erişilebilecek bir kanal
  • Portala kuracağı bülten sistemleriyle haberlerden anlık bilgi alma

 

Markaların dijital çağda kurumsal iletişim kanallarını kurgularken bu konuya özen göstermeleri gereken bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bu bir noktada bir değişimin habercisi. Gazeteler ve dergiler bu konuyu çok önceden fark ederek bu konumlandırmayı çoktan gerçekleştirdiler. Sanırım sıra artık markalarda.

Bu değişimin algılanması ve eyleme geçiriliş sürecinde karşılaşılabilecek en büyük soru ise blog ile haber portalının karıştırılması olabilir. Özellikle çoğu marka blogunda basın bültenlerinin cümle akışkanlıkları değiştirilerek bloglara içerik olarak girilmesi bu karışıklığın ortaya çıkmasındaki en temel sorun olduğu kanısındayım. Blog, fikirlerin tartışıldığı, bilgi ve tecrübelerin paylaştıkları çevrim içi kanallarken, haber portalı markaların kurumsal haberlerini paylaştıkları bir mecra olarak konumlandırılmalıdır. İki kanal arasındaki en temel ve net ayrımı kısaca bu şekilde tanımlayabiliriz.

Haber portalları, kurumla ilişkili her türlü ve her kaynaktaki haberleri ve bilgiyi tek bir çatı altında bir araya getirmektedir. Haber portalları içerik erişimini organize ederek kurumsal iletişim ayağının merkezi haline gelerek iletişim faaliyetlerinde resmi kanal olur ve resmi kaynak yaratır. Bu portal sayesinde dağınık yapıdaki ve çok sayıda çalışanı olan işletmeler için ortak bilgi ortamı da oluşturulur.

Portallarda en önemli konulardan bir tanesi ise tasarımdır. Oluşturulacak yapı, klasik bir web sitesi veya blog akışkanlığından ziyade, haber sitesi tarzında tasarlanması önemlidir. Diğer türlü yapılacak bir tasarım hem algıyı düşürecek hem de sıradanlaşmaya yol açacaktır.

Sözün özü, her anlamda dijitalleşmenin konuşulduğu ve yaşandığı bu dönemde, markalar kurumsal iletişim yapılarını sadece geleneksel medya için düşünmemeli, bu yapıyı dijitale entegre etmeli, kendi haber portallarını oluşturarak bu kanalı kurumsal iletişimin merkezi haline getirmeli ve iletişim faaliyetlerinde resmi kanal olarak kullanmalı, iç ve dış kaynağı bütünleştirecekleri ayrı bir mecra oluşturmalılar.