Bilginin sadece tüketildiği değil yoğun olarak da üretildiği bir dönemin içerisindeyiz. İnsanlık tarihinde üretilen tüm bilgi, bugün sadece 15 ay gibi kısa bir sürede üretilebiliyor.

İnsan sayısının sınırlı, üretim kapasitesinin sınırsız olduğu bu dönemde, bilginin (içeriğin) üretim süresi her geçen gün daha da kısalıyor. Bu üretim neticesinde data içerisinde boğulduğumuz bir dönemi diğer bir deyişle ‘İnfobezite Çağı’nı yaşıyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemi John Naisbitt şöyle ifade ediyor; “Datada boğuluyoruz ama bilgiye açız”.

Küreselleşen dünyada toplumun ve bilginin oluşma biçimleri önemli ölçüde değişime uğradı. Bu değişimin en fazla hissedildiği noktalardan bir tanesi bilginin ortaya çıkışı, yayılışı ve elde edilmesinde yaşandı. İnsanlık tarihi boyunca en önemli sorunlardan biri olan bilginin üretilmesi ve ulaşılması, artık sorun olmaktan çıktı. Yani bilgi noktasındaki sorunsal değişti. Artık içeriği üretiyor olmak değil içeriği ulaştırabiliyor olmak bir sorunsal haline dönüştü.

Tüketiciler daha fazla içeriğe ulaşmak için kendilerini zorunlu hissetmeye başladı. Google’da bir dakikada yapılan aramalar analiz edildiğin sadece iki yılda yüzde 54’lük bir büyüme olması bunun en net göstergelerinden bir tanesi.

Bilginin üretim şekli sadece içerik oluşumuna değil ekonomik sisteme de doğrudan etki eder konuma geldi. Bilgiye erişimde fiziksel ve zamansal kavramlar artık ortadan kalktı. Bu denli yoğun üretim ortamı, tüketiciler arasında da ortak akıl ve ortak hareket gibi beklenmedik sinerjilerin doğmasına neden oldu.

İnfobezite çağının tam ortasında, içeriğin çok hızlı üretildiği bu dönemde İçerik Şoku etkisini göstermeye başladı. İçerik üretiminin talepten çok daha büyük olması, hedef kitlenin içerikte boğulup istediği içeriğe ulaşmak da zorluklar yaşaması, İçerik Şoku’nun net olarak hissettirdi. Bu şok etkisi içerik üretimiyle el edilmek istenilen karlılığında azalmasına ve pazarlama stratejilerinin değişmesine de doğrudan etki de etti. (İçerik Şoku ile ilgili Mark Schaefer oldukça değerli bilgiler üretiyor ve bu yazılarını https://businessesgrow.com/ adlı web sitesinde yayınlıyor )

Bu dönemde şirketler içerik oluşturmak için ayrı bir çaba, bu içeriği hedef kitleye ulaştırmak için ayrı bir çaba ve kaynak harcamak zorunda kalmaya başladı. İçeriği hedef kitleye ulaştırmada kaynak kısmı on yıl öncesine kadar ön planda değilken bugün en önemli konulardan biri haline geldi. Dijital araçların sistemsel alt yapılarında yaşanan değişiklikler, içeriğin hedef kitleye ulaşımında ücretli satın almayı teşvik edici hale getirildi.

İçeriği kitlelere ulaştırmak için en yoğun kullanılan mecralardan biri olan ve bu anlamda tüketicilerin içerikler ile en yüksek etkileşime girdiği sosyal medya araçlarında dahi organik erişim oranı giderek düşmeye başladı.

İnfobezite (Bilgi obezitesi) çağında içerik şokunu fırsata dönüştürebilmenin en başlıca yöntemleri ise şöyle sıralanabilir;

  • İçerik stratejisini kitlelere göre ayrıştırmak,
  • Bakir tüketicileri keşfetmek ve o alanlara odaklanmak,
  • Genele değil hedef kitleye uygun içerik üretmek,
  • Sistemlerin arama motorlarına uygunluğu kontrol etmek ve gelişmeleri anlık olarak uygulayabilmek,
  • Üretilen içeriğin nitelik açısından ayrışmasını sağlamak,
  • Dönemin trendlerine hızlı adapte olmak
  • İçeriğin samimiliğine ve gerçekliğine önem vermek,
  • Filtre edilmiş içerikler sunmak,
  • Yerele uygulanmış stratejilere ağırlık vermek,
  • Kendi gruplarını oluşturmak ve bu grupları kendi içerisinde bölümlere ayırmak,
  • Kabulleniş paradigmalara adapte olabilmek,

İçerik Şoku’nu sorunsuz atlatabilmenin en önemli yöntemleri yukarıdaki gibi sıralansa da değişen rekabet koşulları bu listeyi her geçen gün çok daha zorlu hale getirecektir. Bundan dolayı içerik stratejisini proaktif bir yönetim yapısına uygun kurgulamak, ileride yaşanabilecek sorunların azalmasına imkan sağlayabilir.

İletişim araçlarındaki üstel gelişimler, infobezite çağında içeriğe erişimi çok daha zorlu hale getirecek. Bu dönemde içeriğe ulaşmak için referans alınan kaynaklar filtreleme kriterleri ile içerikleri ciddi eleminasyonlara tabi tutacak. Farklı ve kaliteli içerik üretmek tek başına yeterli olmayacak.

İnfobezite çağında, içerik hiç olmadığı kadar bol olduğu bu dönemde içeriğe erişim ile ilgili sorunsallar gittikçe büyüyecek.